2 Şubat DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ! SUDAN SEBEPLERDEN KURUMAKTAYIZ!

/ 2 Şubat 2020 / / yorumsuz
2 Şubat DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ!  SUDAN SEBEPLERDEN KURUMAKTAYIZ!

Su, yerkürede her zaman tasarruflu kullanılması gereken, fabrikalarda üretilemeyen, en temel doğal kaynaktır.  “Dünyaya 200 milyon yıl hakim olan,  dinozorların  içtiği suları içmekteyiz” B.Kingsolver .  Sulak alan yoksa su ve gıda yok…Yaşam da yok…Doğa denilince akla ilk önce su kaynakları gelmektedir. Yaşamın  tüm canlıların, gıdanın  anasıdır doğa…Doğal ortamlarda bitki ve hayvanların tür ve sayısının çok olması o doğal kaynağın zenginliğinin göstergesidir. Bu da; tüm canlıların su, toprak ve hava gibi yaşamsal kaynaklarının kalitesinin göstergesidir.

Bitmez-tükenmez bir kaynak olarak görülen-sanılan sulak alanlardan 50 yakın göl (yaklaşık iki milyon hektar) ülkemizde yanlış-bilim dışı su yönetimi sonucunda kurudu, onlarcası da kurumayla karşı karşıya…

Sulak alanlar canlıların onun bireyi insanın,  yaşantısı için ekonomik, kültürel, bilimsel ve reaktif değeri olan yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemleri – mekanlarıdır. Dolayısıyla insanlar canlılarla sulak alanlarla iç içedir. Bulundukları bölgenin su rejimini dengelemede işlev ve katkılar sağlayan sulak alanalar içtiğimiz, tarımda, endüstride kullandığımız suyun tek doğal, masrafsız fabrikalarıdır ve bulundukları yörenin iklimini de düzenlerler, iyi yönetilirlerse bolluk bereket, iyi yönetilmezse hastalık ve felaket getirirler!

Nasıl nerede kullandık? Türkiye’de Su Tüketimi: su kaynakları yönetiminden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarının geliştirdikleri projeler sonucunda çeşitli amaçlara yönelik su tüketimi 45milyar m3’e ulaşmıştır. Bu suyun %75 (35 milyar) Tarımsal Sulama, %15 (6 milyar)* içme-kullanma suyu  % 10(4milyar) ise endüstri suyu ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılmaktadır. İçme kullanma suyunda kayıp; 1. 8milyar m³ *Tarımsal sulamada kayıp; 22.5 milyar m³”

Sonuç; Tüm bu verilerin doğrultusunda ülkemizin 5. Büyük doğal Tatlısu gölü kuruyalı, coğrafyadan silineli 10 yıl geçti…  Bilim insanlarının uyarılarına rağmen; Türkiye’nin en büyük doğal tatlı su gölü  içme kullanma yerine  vahşi  sulamada  kullanılması- biyolojik yapısına  müdahaleler   kirlilikle  doğalığı  yok edildi ve su deposuna dönüştürülmesi sonucunda   su hacimlerini % 60 dan  fazlasını kaybetti ve  kuruma sürecine girdi… Giderek su kıtlığına girdik, göllerin kuruması gen havuzlarımızı ve verimi azalttı.

 AKILCI KULLANMAK

Sulak alanların akılcı kullanımı için çevresindeki biyolojik çeşitliliği etkileyici insan faaliyetlerinin belirlenmesi, havzada çok az olan su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı sağlamak üzere mevcut su planlarına öneriler getirilmeli ve alternatifler oluşturulmalıdır. Hassas ekolojik kaynakların tüketilmeden kullanılmasında, havza içerisinde geliştirilecek turizm, tarım, sanayi,  su ürünleri ve rekreasyon alanları aktiviteleri sulak alanını (kıyı çizgisini) etkileyecek arkasındaki her türlü faaliyetler için kısa, orta ve uzun vadeli hedef ve politikalar belirleyerek uygulama araç ve süreçleri tanımlanmalıdır.

  • Sulak alanları besleyen dereler, çaylar üzerine kurulan baraj, gölet, set projeleri ve regülatörlerle göller baraja dönüştürülmemesidir.
  • Sulak alanların drenaj alanındaki gübreleme ve pestisit uygulamaları ile tarım alanlarından dönen suların yerleşim alanlarının çok yoğun kanalizasyon atıklarıyla, sanayi atıklarının göllere ulaşımı mutlaka engellenmelidir. Bölgedeki bu atık kaynaklarının arıtma ve filtre sistemleri günün teknolojik koşullarına göre yapılandırılmalı ve çalıştırılmasıdır.
  • Havzadaki tarım şekli ve su kullanımı ekolojik tarıma göre düzenlenmesidir.
  • Kaçak kamış ve saz kesimi, yakımı, toplanması ve çeşitli nedenlerle bu yerlerde arazi açılması, otlatma, yol yapımı vb. etkinliklere izin verilmeyerek göl kıyı çizgisi ve peyzajı korunmasıdır.
  • Yaban hayatının temsilcisi olan kuşlar, göllerin doğal yapısındaki balıklar ve diğer organizmalar; göllerin ekolojik yapısı korundukça bu ortamı tercih edeceklerdir. Doğal göllerde kirlilik artıkça bitki ve hayvanın korunması söz konusu değildir. Bu nedenlerle göllerin doğal dengesi kısa vadeli çıkarlar için ihmal ve feda edilmemeli, korunmasıdır.
  • Sit alanı, A tipi sulak alanlar olarak değerlendirilen, kullanımı-korunması için yasalar çıkarılan sulak alanlar için verilen sözler tutulmalı ve düzenlemeler yerine getirilmesidir.
Araba geçebilecek borularla suların tahliye edilmesi

Su hayattır, yaşamdır, sulak alanlar “yaşamın anasıdır”, geleceği tehlikeye atmamak, kuraklığın kapımızda  içeri girmemesi  için, istenmeyen sonuçlarla karşılaşmadan önlemler alınmalı, bu da doğaya akılcı- bilimsel yaklaşımla olur.

Sulak alanların şimdiki nesillere azami ve devamlı yararlar sunabilecekleri ve aynı zamanda, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını ve özlemlerini karşılayabilme potansiyellerini devam ettirebilecek şekilde koruma ve kullanılması gerekirdi.

Bir sulak alan insanının feryadı (Anı); Mehmet amca;” hocam,  yaş sekseni geçti su sayesinde, bu sudan karnımızı doyurduk, sevinçli hüzünlü günlerimizi kimseye muhtaç olmadan karşıladık, çocukları –torunları okuttuk yaşadık bu göl sayesinde. Bir memleketin suyu olmazsa orası memleket olmaz… Buraya baraj – gölet yapacağız diye ellemeselerdi- suyu har vurup harman savurmasaydık, suyun hep akmayacağını düşüne bilseydik, suyumuz yerinde duracaktı. Şimdi su bitti bu gidişte hayatta biter. Su kurudu cildimiz kurudu, bakın. Su rutubet yapıyordu cildimizde iyiydi. Orta Asya’dan susuzluktan gelmişiz diye okutuldu. Şimdi gene susuz kaldık. Nereye gideceğiz bilmiyorum…” Daha  zor  durumdayız Mehmet amca akan sular içinde uyu.. 

Suyun önemini bilinmesi için , “su gibi aziz olun” demek için 2 Şubat’larda  kutlanılması  amaçlanmıştı dünyada.. Şimdi ise! Sudan sebeplerden! ANILACAK HALDE SULAK ALANLAR!

Etiketler
Dr. Erol KESİCİ

Süleyman Demirel Üniversitesi Su Ürünleri Enstitüsü Emekli Öğretim Üyesidir. Sulak alanlar ve sulak alanların korunması üzerine çok sayıda çalışması bulunan Limnolog Dr. Erol Kesici, derneğimiz üyesi bilim danışmanıdır.