22 MAYIS ULUSLARARASI BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK GÜNÜ KUTLU OLSUN

/ 22 Mayıs 2020 / / yorumsuz
22 MAYIS ULUSLARARASI BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK GÜNÜ KUTLU OLSUN

Biyolojik çeşitlilik (biyoçeşitlilik); bir bölgedeki genlerin, bu genleri taşıyan türlerin, bu türleri barındıran ekosistemlerin ve bunları birbirine bağlayan olayların (süreçlerin) tamamını kapsar. Bu sistemin bir parçası olan insan türü de, biyolojik çeşitlilikten değişik ekonomik, ekolojik, rekreasyonel ve kültürel yararlar sağlamaktadır.

İnsanların başta gıda olmak üzere, temel beklentilerinin giderilmesinde kaçınılmaz bir yeri olan canlı kaynakların temeli, biyolojik çeşitliliktir. Biyolojik çeşitlilik ayrışma, atmosferin kimyasal yapısı ve iklim gibi insanlar için hayati önem arz eden ve sadece sağlıklı ekosistemlerin devamlılığı ile sağlanabilen hizmetler vermektedir. Tıbbi ilaçların yarısının kökenini yabani bitki ve hayvanlar oluşturmaktadır. Üretimi yapılan bütün tarımsal ürünlerin, kültüre alınmış tüm bitki ve hayvan türlerinin temeli, doğada yaşayan yabani akrabalarına dayanır. Günümüzde de tarımı yapılan bitkilerin yeni çeşitlerini elde etmek veya mevcut olanları insanların ihtiyaçlarına göre iyileştirmek için yabani türlerden yararlanılmaktadır. Tarımsal üretim ve dolayısıyla gıda üretimi için önem taşıyan ve giderek azalan, nesilleri tehlikeye giren canlı kaynaklar, bir ülkenin sahip olabileceği en önemli avantajlar arasındadır.

Dünyanın tarım yapılabilecek nitelikteki alanları ve su kaynakları hızla kirlenmekte ve yok olmaktadır. Bilim insanları, yakın gelecekte insanlığın ciddi bir gıda ve su sıkıntısı ile karşı karşıya kalacağı görüşündedir. Bu gelişmeler doğrultusunda, ülkelerin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, özellikle genetik kaynaklar anlamında büyük bir güç ifade etmektedir. Çünkü çevresel baskılara dirençli ve yüksek üretim potansiyeline sahip bitki ve hayvanların geliştirilmesi için yabani canlı kaynaklardan yararlanılmaktadır. Türkiye’nin olağanüstü ekosistem ve habitat çeşitliliği beraberinde önemli bir tür çeşitliliğini getirmiştir. Ilıman kuşakta bulunan ülkelerin biyoçeşitliliği ile mukayese edildiğinde, hayvan biyoçeşitliliğinin ülkemizde oldukça yüksek olduğu görülür. Türkiye’nin, floristik zenginliği anlamak için ise, Avrupa kıtası ile karşılaştırmak yeterli olacaktır. Tüm Avrupa kıtasında yaklaşık 12.500 açık ve kapalı tohumlu bitki türü varken, sadece Anadolu’da bu sayıya yakın (yaklaşık 11.000) tür olduğu bilinmektedir. Sınırlarımız içinde bulunan bitki türlerinin 1/3’ü ise sadece ülkemize has yani endemiktir. Türkiye’nin genetik çeşitliliği bilhassa bitki genetik kaynakları ile önem kazanmaktadır. Çünkü Türkiye, Akdeniz ve Yakın Doğu gen merkezlerinin kesiştiği noktada bulunmaktadır. Bu iki bölge tahılların ve bahçe bitkilerinin ortaya çıkışında çok önemli bir role sahiptir. Bu merkezler, dünyada kültüre alınan çok sayıda bitki türünün gelecekteki tarımının sürdürülebilirliği açısından çok önemli genetik kaynaklar sunmaktadır. Öte yandan, birçok yerli hayvan ırkının da Anadolu’da yetiştirildiği ve buradan dünyanın diğer bölgelerine yayıldığı kabul edilir. Sonuç olarak biyolojik çeşitliliğin; ekosistem, tür, gen ve biyolojik işlevler düzeyinde ele alınması, ayrıca tarım, ormancılık ve endüstri için önemliliği bakımından da değerlendirilmesi gerekmektedir..

Prof.Dr. Arzu CANSARAN

Amasya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi