Çevresel açıdan kalıcı serbest radikaller: Bu yeni tanınan kirletici sınıfı hakkında ne biliyoruz?

/ 2 Temmuz 2018 / / yorumsuz

Yeni bir çevresel kirletici sınıfı olan çevresel açıdan kalıcı serbest radikallere (EPFR’ler) ilişkin on yılı aşkın bir süredir yapılan araştırmalardan önemli bulgular elde edildi.  Bu zehirli parçacıklar, partikül madde (PM) maruziyeti ile ilişkili astım gibi bazı sağlık sorunlarından kısmen sorumlu olabilir. Araştırmacılar, mühendislik uygulamaları ile üretilen bazı nanomalzemelerin (ENM’ler) çevrede EPFR seviyelerini artırabileceğine dair bir uyarı yayınladılar.

 

 

Bilim insanları, beş yılı aşkın bir süredir EPFR’lerin varlığını biliyorlardı. Ancak, sadece son on yıl içinde onların özelliklerini ve potansiyel sağlık risklerini gerçekten anlamaya başladılar. EPFR’lere yönelik araştırmalar henüz emekleme aşamasındayken, bu çalışma, bugüne kadar bu kirleticiler hakkında bilinenler hakkında geniş kapsamlı genel bir bakış sunarken, aynı zamanda anahtar bilgi boşluklarının da altını çizmektedir.

EPFR’ler PM 2.5 (boyut olarak 2.5 mikrometreden daha küçük boyutlardaki partikül madde) ve ultra ince partikül maddeleri (100 nanometrenin altında olanlar) kapsayan kirleticilerdir. Bunlar çoğunlukla organik malzemenin yanması sırasında üretilir ve ilk olarak 1950’lerde kömürün içinde, kömür yanmasını takiben havaya karışan karbonda ve kurumda keşfedilmiştir. Bu kirleticiler 1970’lerde sigara dumanının sağlık etkileri ile bağlantılıydılar, ancak hava, toprak ve uçucu kül içindeki çevresel varlıkları sadece 2000’lerde belirginleşti.

Yanma sırasında, organik maddelerden salınan yan ürünler, bakır veya demir oksit gibi “geçiş metali” oksitlerinin partikülleri ile reaksiyona girerek EPFR’ler oluşur. Diğer atmosferik serbest radikaller tipik olarak bir saniyenin sadece bir kısmının ömrüne sahiptir, ancak EPFR’ler birkaç aya kadar hayatta kalırlar. Bu kalıcılık, kirleticilerin insanların maruz kalma riskini artıran ve dolayısıyla potansiyel olarak sağlık riskini arttıran uzun mesafelere taşınmasına izin verir.

Araştırmalar, EPFR’lerin başta kalp-damar ve solunum hastalıkları olmak üzere birçok sağlık sorununda rol oynayabileceğini göstermektedir. Örneğin, bir çalışma, EPFR’lere maruz bırakılan fare yavrularının, maruz kalmayanlara göre grip hastalığında hayatta kalma ihtimallerinin daha düşük olduğunu göstermiştir. EPFR’ye maruz kalan kemirgenlerin astım atağı, kalp hastalığı ve kan akışında azalma riskinin artırdığı bulunmuştur.

Laboratuvar çalışmaları EPFR’lerin insan hücrelerine zarar verdiğini göstermiştir. Ayrıca, EPFR içeren PM’ye maruz kalan doğmamış fareler üzerindeki çalışmalar doğum sonrası astım gelişme riskinin arttığını göstermektedir. Çalışma, EPFR’lerin şu anda daha çok PM kirliliği ile ilişkili astım ve ciddi solunum yolu enfeksiyonları gibi bazı sağlık etkilerinden sorumlu olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, araştırmacılar bu tür sağlık çalışmalarının sonuçlarını dikkatli bir şekilde tedavi etmeyi tavsiye etmektedir. Henüz, hiçbir araştırma EPFR’ler ve insan sağlığı etkisi arasında somut, doğrudan bağlantılar yapmamıştır.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar, EPFR’lerin çevrede bulunma seviyelerinin, hayvan ve insanlar üzerinde yapılan hücre çalışmalarıyla desteklendiği gibi, sağlık sorunlarına neden olacak kadar yüksek seviyelerde olduğunu ortaya koymuştur. Almanya, Suudi Arabistan ve ABD’de yapılan çalışmalar, atmosferik PM’nin her gramında yaklaşık 1016 ila 1017 serbest radikal içerdiğini gösteriyor. PM’nin EPFR içeriği, yerel yanma emisyonlarına bağlı olarak konuma göre değişiklik gösterecektir. Örneğin araştırmacılar, Pekin ve Yeni Delhi’de konsantrasyonun Londra ve Paris’ten daha yüksek olacağını tahmin etmektedirler.

Araştırmalar, EPFR’lerin aynı zamanda metallerle benzer özelliklere sahip fulleren, karbon nanotüpleri ve nano-slika gibi mühendislik çalışmaları ile üretilen bazı nanomalzemeler (ENM’ler) üzerinde yakma sırasında potansiyel olarak oluşabileceğini göstermektedir. Bu olasılık doğrudan kanıttan ziyade, kimya ve fiziğin bilinen kavram ve prensiplerine dayanmaktadır. Bununla birlikte, tüketici pazarında ENM’leri içeren ürünlerin artmaya devam ettiği ve bunların çoğunun yakılacağı ve atmosfere yayılacağı göz önüne alındığında, bu konu daha fazla araştırmayı hak etmektedir.

KAYNAK:

http://ec.europa.eu/environment/integration/research/newsalert/pdf