DAĞIMIZI DA BAĞIMIZI DA SAVUNACAĞIZ

/ 8 Temmuz 2020 / / yorumsuz
DAĞIMIZI DA BAĞIMIZI DA SAVUNACAĞIZ

Çünkü; “dağlar sürdürülebilir bir geleceğin anahtarıdır. (mountains – key to a sustainable future) “

Istrancaların soğuk su kaynaklarının, meşe ormanlarının ve üzüm bağlarının ortasına açılmak istenen patlatmalı taş ocağı için açılan davanın keşif ve bilirkişi incelemesine katıldık. Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi olarak katılım sağladığımız, Trakya Platformunun bilimsel ve hukuksal destek sağladığı davada dağımızın, ormanımızın, sularımızın korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir doğa bırakmak için mücadele eden köylümüzün ve üreticimizin her zaman yanında olduk olmaya devam edeceğiz.

Taş ocakları açılmak istenen bölgedeki ormanın ve suyun sayesinde kaliteli üzümlerinden elde edilen şaraplar dünyanın dört bir yanına ihraç edilerek bölge ve ülke ekonomisine çok büyük katkılar sağlamaktadır. Doğal yaşam kaynağı olan dağlarda, dünya nüfusunun %12’si yaşamaktadır. Yaban hayatının ise neredeyse tamamına yakını dağlarda ve eteklerinde yaşıyor. Dağlar sürdürülebilir bir çevrenin temelidir. Burada varlığını sürdürmeye çalışan yabanıl hayat ve burada yaşayan insanların yaşamlarını sürdürmesi gelecek için çok önemli. Istranca dağımızdaki orman bitki örtüsü, Avrupa’da benzersizdir. Son buzul çağında hayatta kalan Istrancalar, geçmişin ve bugünün, yok edilmezse de gelecekte ki çeşitliliğinin beşiğidir. Binlerce yıldır, savaşlar işgaller doğal felaketler Istrancaları yok etmeyi başaramamış, bundan sonra da görücü usulü ÇED raporları başaramayacaktır.

Ormanların temel fonksiyonları oksijen üretimi, su kalitesinin iyileştirilmesi, erozyonun önlemesi, karbon yutak alanı olması, flora ve fauna üzerindeki olumlu etkileri ve çevreye önemli katkıları bulunmasıdır. Ormanlar odun deposu ve patlatmalı madencilik alanı değildir. 1/100000 ve 1/25000 ÇDP’ lere aykırıdır. Orman varlıkları korunacak alanlardır. Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa’nın 56. maddesine göre “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir”.  Anayasa’nın 169. maddesi, “orman alanları daraltılamaz ve ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez denilmektedir.” Anayasa’nın 170.maddesinde Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler, halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi hükmedilmiştir. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” denilmektedir”.

Soğucak köyü ormanlık alanında 51.384 adet ağaç kesileceği öngörülmektedir. Her ne kadar kesilecek ağaç yerine 5 kat fazla ağaç dikileceği taahhüt edilse de, T.C. Edirne İdare Mahkemesi aynı bölgede Poyralı köyü ormanlık alanda açılmak istenen taş ocağı ile ilgili olarak 2019/207 tarih sayılı kararında “değişen ekosistemin yeniden yerine getirilemeyebileceği, tekrar aynı ekosistemin oluşmasının çok uzun yıllar alacağı, fakat süre sonunda da aynı ekosistemin oluşmasının mümkün olmayabileceği, bu durumda projenin çevreye (hava,toprak,su, orman) ve insan sağlığına muhtemel zararlarının kabul edilebilir sınırlarda olmadığı, bu kapsamda dava konusu yerin yer seçiminin hatalı olduğu, çevresel etkilerin daha az düzeyde olacağı alternatif alanların değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda koruma kullanma dengesi bakımından çevre aleyhine aşırı kullanım ve çok geniş bir alanda ormanın yok olması ve ekosistemin geri döndürülemez şekilde bozulması söz konusu olacağından, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır” hükmü yer almaktadır.

Dağlar dünya içme suyunun % 60-80’ini sağlamaktadır. Dağlar olmasaydı fakirlik ve açlığı yok etmek için ortaya konan stratejilerin gerçekleşmesi mümkün olmazdı. Dünyanın birçok büyük şehrinde içme suyu açısından dağlara bağımlıdır. Ayrıca dağlardan sağlanan temiz su pek çok tarımsal alanda çiftçiler tarafından kullanıldığı için, dağ kaynaklı sular küresel besin güvenliğinin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir.

Ergenenin Istrancalardan doğduğu gibi dünyadaki bütün nehirler de dağlardan doğar…

Soğucak köyü Sakin Şehir (Cittaslow) Vize ilçesisin bir köyüdür. Bir zamanlar ki o zaman çok uzak değil, yakın zamana kadar su kaynaklarının tertemiz aktığı 20’den fazla köyün beslendiği kaynaklar Soğucak köyünden çıkmaktaydı. Fakat doğanın beslediği köyler de tarım ve hayvancılığın, sosyal ve doğal yaşamın canlı olduğu günler “bir zamanlarda kaldı”. Soğucak kaynakları günümüzde 1 – 2 köye ancak yeter hale geldi. Su azalırken taş-kil-kalker ocakları ve çimento fabrikaları kapasiteleri arttı. Sayıları ve kapasiteleri artarken su azaldı. Nüfus azaldı. Tarım hayvancılık bitme noktasına geldi.

Bölgede sayıları her gün artan madencilik faaliyeti hız kesmeden yenileri açılmak isteniyor. Köyler “yeter artık” diyor. Soğucak köyü bugüne kadar idari yargıda açtığı tüm davaları kazandı. Ancak hala geliyorlar. Orman içine, su kaynakları üzerine gelmeye devam ediyorlar.

Soğucak kaynakları Ergene nehrinin önemli kaynaklarından biri. Ergene kurtulacaksa önce kaynakları kayıtsız şartsız korunmalıdır. Ergene havzası koruma eylem planı da bunu gerektiriyor.

Etiketler
Göksal ÇİDEM

Derneğimizin üyesi, Trakya Platformu Dönem Sözcüsü, Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı olarak görev yapmaktadır.