Doğa ile bütünleşmiş kentler

/ 20 Haziran 2018 / / yorumsuz

Bizler henüz yerleşip kendi yaşam alanlarımızı kurmak için faaliyetlerimize başlamadan önce,  zengin biyolojik çeşitliliğe sahip, canlılarla cansızlar arasında doğal döngülerin halen süre geldiği yeryüzü parçalarıdır yaşadığımız kentler aslında. Nüfus arttıkça bütünüyle insani ihtiyaçlara odaklanarak şekillenen bu doğal alanlar, üzerinde uyguladığımız baskı nedeniyle zamanla farklılaşarak kendi doğal sisteminin dışında insanın yarattığı yapay bir sisteme dönüşmektedir.

Sağlıklı işleyen ekosistemlerde güneşten alınan enerji bitkiler aracılığıyla bütün canlılar tarafından kullanılır, doğanın işleyen döngüsel faaliyetleri sayesinde su kaynakları beslenir, hava temizlenir, atıklar ayrıştırılarak topraklar zenginleşir ve hastalıklar engellenir. Kentleşmeyle birlikte doğanın düzenli işleyen mekanizmaları hızlı bir müdahaleye maruz kalmaktadır. Yerleşim alanları, sanayi alanları, yollar, parklar artıkça doğa üzerinde meydana gelen baskılar ve bozulmalar ekosistemlerin işlevlerini de ortadan kaldırmaktadır. Bununla birlikte temiz havaya, suya ve gıdaya olan ihtiyacımız artan nüfusa bağlı olarak artmaya devam etmektedir.

Bugün yaşadığımız kentlerde insanlar temel ihtiyaçları bakımından kenti çevreleyen kırsal alanların sağlıklı ekolojik döngülerine bağımlıdır. Tarım alanları, meralar, ormanlar, sulak alanlar, dağlar, kıyı ve denizel alanlar gibi doğal alanlar kentler için yaşam destek sistemleridir. Fakat kentlerde tüketilen enerji ihtiyacı ve ortaya çıkarılan atıklar kenti çevreleyen ve besleyen doğa üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır. Kentin enerji ihtiyacını çözümlemek için kurulan hidroelektrik ve termik santraller, çöpleri ve atıkları depolamak için ayrılan büyük araziler,  sanayi ve yerleşim yerlerinden kaynaklanan atık sular gibi pek çok problem kentleri çevreleyen ekosistemler için tehdit oluşturmaktadır.

Yine kentlerde meydana getirdiğimiz yapay sistemlerden kaynaklanan çevresel sorunlar insanları, kentin dışına doğru yeni ve daha sağlıklı yerleşim alanları oluşturmaya yönlendirerek kenti çevreleyen kırsal alanlar ve ekosistemler üzerinde yeni tahribatların meydana gelmesine neden olmaktadır. Verimli tarım arazileri konutlaşmaya açılarak gıda üretimi yapılabilecek alanlar daraltılmaktadır. Bu durum dar alanlardan kentin ihtiyacını karşılamak için yoğun ürün alınmasını sağlayacak yöntemleri zorlamaktadır.

Kentlerde bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı bir yaşam sürmek ekosistemlerin işlevlerinin korunmasına bağlıdır. Bu nedenle doğayla bütünleşmiş kentler planlamak gerekir. Kent çevresinde yer alan kırsal alanların, biyolojik çeşitliliğin ve doğal kaynakların korunması için önemli düzeyde tedbir alınmalıdır. Kentlerde sürdürülen bütün faaliyetlerin planlama, projelendirme ve uygulama aşamaları kentin ekolojik değişimleri göz önüne alınarak değerlendirilmeli ve ekolojik çözümlere önem verilmelidir.

Yatırım yapılan bir alanın biyolojik çeşitliliği ve ekosistemdeki rolü bütün kentin sağlığı ve kalitesi bakımından değerlendirilmelidir.  Çarpık kentleşmeye, çevre kirliliği oluşturacak yatırımlara ve kent sağlığını bozacak uygulamalara izin verilmemelidir.

Kentlerde yaşayan insanların büyük çoğunluğu daha sağlıklı ve sakin kentlerde yaşamayı doğayla iç içe olabilmeyi hayal etmektedir.  Unutmamak gerekir ki biz yerleşmeden ve yapısal değişimlere uğratmadan önce bütün kentler doğanın bir parçasıydı. Kendimizi her şeyin üstünde değil ekosistemin bir üyesi olarak kabul ederek, tüketmeden kirletmeden varlığımızı sürdürürsek kentlerimizi sağlıklı ve yaşanabilir şekilde planlayabiliriz.

Etiketler
Serap KANTARLI

Doğa ve Sürdürülebilirlik Derneği kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. 1994 yılında Çevre Bakanlığında Biyolog olarak göreve başladı. Meslek kariyeri boyunca çevre yönetimi ve doğa koruma konularında hem mesleğinde hem de gönüllü olarak çok sayıda proje, yayın ve kampanya çalışmalarına katıldı. 1999-2017 yılları arasında Türkiye Tabiatını Koruma Derneğinde gönüllü olarak aktif görevlerde bulundu, 2009-2017 tarihleri arasında Genel Başkan Yardımcılığı, aynı zamanda 2010-2018 yılları arasında Tabiat ve İnsan dergisi sorumlu yazı işleri müdürlüğü yaptı. Halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Su ve Toprak Kirliliği İzleme Şube Müdürü görevine devam etmektedir.