DOĞADAKİ İŞGAL KUVVETLERİ, YABAN HAYATINI YOK EDİYOR

/ 3 Mart 2020 / / yorumsuz
DOĞADAKİ İŞGAL KUVVETLERİ, YABAN HAYATINI YOK EDİYOR

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2013 yılında  3 Mart’ı Dünya Yaban Hayatı Günü ilan etti.

Aynı ekolojiyi paylaştığımız dağda, ormanda, suda  yaşayan canlıların günü!

Dünyamızda var olan canlı türlerinin yok oluşuna dikkat çekmek, korumak ve farkındalık yaratmak için 2013 yılında ilk defa kutlandı. Özellikle  3 Mart’ın yaban hayatı günü ilan edilmesi  anlamlı. Çünkü, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi (CITES) 1973 yılında 3 Mart’ta imzalanmıştı.

Ancak günümüzde azgın bir azınlığın oluşturduğu, doğadaki işgal kuvvetleri yaban hayatını yok ediyor.

Yaban hayatının varlığını sürdürmeye çalıştığı yer onların dünyası. Yaşam alanı. Domuzun, sincabın karıncanın, kurdun, kuşun  evi.

Biz ise onların evlerini başına yıkıyoruz. Bilinçsizce, acımasızca yapılan avcılık, vahşi madencilik ve plansız enerji sektörü yatırımları ile katlediyoruz. Istrancaların ortasında orman içinde kurulan RES (Rüzgar Enerji Santralleri) ve  orman derinliklerinde  gördüğümüz “dikkat kamyon çıkar”  “dikkat iş makinesi çıkar”  yerde gördüğümüz tabelalara rastlıyoruz. Yaban hayatının yaşam alanlarında olmaması gereken faaliyetler yaban hayatını olumsuz etkiliyor. Yaban hayatı sahipsiz. Sermayesi yok. Söz hakkı yok. Basını yok.. TV si yok. İnsanoğlunun doymak bilmeyen aç gözlülüğü, vicdansızlığı  onları güçsüz bırakıyor. Yaşam alanlarını savunacak güçleri yok.

TV haberlerinde domuzların Kırklareli’de pazara, İstanbul’da boğaza gittiğini izliyoruz. Gitmesin de ne yapsın.  Sermaye dağa çıkınca,  domuzlar boğaza ve pazara indi.

Haberlerde ve yorumlarda insanımız hala “domuzun pazarda, boğazda  ne işi var ?” diyor.

Ne yapsın… Senin evini başına yıksalar,  evinin içinde dinamitler patlasa, bahçende iş makinaları ve kamyonlar dolaşsa sen ne yapardın? (Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/istanbul-bogazinda-ucuncu-domuz-vakasi-27553250

http://www.gazetevatan.com/yaban-domuzu-pazara-girdi–495915-gundem/ )

Günlük çıkarlar uğruna yok ettiğimiz yaban hayatın mensuplarını sirklerde, akvaryumlarda ve hayvanat bahçelerinde görebiliyoruz.. Ne yazık ki, Onlar eziyet çekerken, keyifle izlemeye devam ediyoruz. Bir anlık empati yapalım. Biz kafeste onlar tribünde. Oldukça iç acıtıcı değil mi?

Bulgaristan sınırına AB mülteci göçünü önlemek için 4-5 metrelik jiletli-dikenli teller çekti.  AB kendi sınırlarının güvenliği için diyor. Ancak, yaban hayvanları binlerce yıldır  üremek, kış uykusuna yatmak, beslenmek, su içmek ve yaşamak  için  kullandıkları güzergah bir anda kapatıldı.  Karşıya gidemeyenlerin feleği şaştı.  Sözde insan ve hayvan haklarını savunan Avrupa, Istrancalar’daki doğal yaşamı yok saydı. Mülteciler bir şekilde geçmek için yol buluyor. Ya yaban hayvanları?  Doğal yaşamın ortasına AB tarafından finanse edilerek yapılan öldürücü bariyer karadaki yaban hayatını yok ediyor. Öldürüyor.

AB bunu yaparken biz ne yaptık?  Istrancalar tüm Palaearktik bölgenin ana kuş darboğazları üzerindedir. Bu nedenle, bölgede rüzgâr santralleri inşa edilmesi tüm biyocoğrafya bölgesindeki avifaunayı çok ciddi olarak  etkileyerek olumsuz sonuçlar doğuracağı bilimsel raporlar ile sabit iken,  onlarca kurulan, yüzlerce planlanan RES var.

Gidişat böyle devam ederse, kuşlara uçacak gökyüzü, konacak dal kalmayacak.  Karada yaşayanların yaşam alanları da her geçen gün daralıyor..

Ne havada, ne karada yaşama şansı bırakmadığımız yaban hayatı gününü  kutlamaktansa, bir an önce onları korumak ve yaşatmak için gerekeni yapmak, insan olmanın gereğidir.

Etiketler
Göksal ÇİDEM

Derneğimizin üyesi ve Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanıdır.