HAYVANLAR İNSANLARIN EVLERDEN DIŞARI ÇIKMAMASINI MERAK EDİYORMUŞ

/ 12 Nisan 2020 / / yorumsuz
HAYVANLAR İNSANLARIN EVLERDEN DIŞARI ÇIKMAMASINI MERAK EDİYORMUŞ

Hayvanlar Âlemi İnsanları Merak Ediyorlarmış, Neden Evlerden Dışarı Çıkmıyorlar?

Bu arada hayvanlar âlemi dünyada bir şeylerin ters gittiğini görerek insanları izlemeye başlamışlar. Cümle mahlûkat merak ediyormuş, bu insanlara ne oldu da kendilerini kafese kilitlemişler. Hatta maymunlar çok merak ediyorlarmış, bize benzeyen bu arkadaşların davranışlarında bir rahatsızlık var amma bu işte bir iş var diyorlarmış. Diyorlarmış ki, doğanın bir parçasıyken, tarım yapıp doğanın öznesi olup doğayı yönetmeye başladılar. Hatta diyorlarmış ki çok söyledik bizden doğadan kopmayan, ne yapacaksınız Homo sapiens, mapiens olmayı, bak sonunda kafese kilitlediniz kendiniz. Keskin sirke küpüne zarar. Kendi kendilerini mahkûm etiler.

Kuşlar, martılar, kırlangıçlar merak etmişler, hep bizi kafese kilitleyen bu insanalar ne oldu da kendilerini kafese kilitlediler. Baykuş hızla yukarıdan hıza ortalığı tavaf eylemiş, hiçbir uçak da uçmuyor gökyüzünde demiş. Balılar denizlerde çok gemi yok demiş.

Kuşlar, ne yaptı evimizi başımıza yıkan insanlar bu hale düştü diye. Yer gök her tarafı bina yaptılar. Suların önünü kestiler, barajlar yaptılar. Büyük traktörler, buldozerler yaptılar, toprağın karnını yardılar, yuvalarımız bozdular. DDT ürettiler, çoğumuzu zehirlediler. Doğal alanlarımızı bitirdiler. Bizden büyük abilerimiz, ablalarımız beslenme ortamı bulamadıkları için hayata tutunamadıkları için soyları tükendi.

Bu topraklarda bir zamanlar ormanlarda ağaçların arasında filler üzerinde savaş yapılıyordu. Aslan, kaplan ve diğer yırtıcılar daha fazla yiyecek ve çoğalma alanı bulamadığı için ve de insanlar tarafından dersini kürk yapmak için avladığından nesilleri biti. Her tarafta binlerce çeşit hayvan kendi doğası içinde yaşıyorlarken bugün çok az sayıda kaldık. Sonra ne olduysa insan nesli çoğaldı. Onlar çoğalıp doğaya hakim olup bizim yaşam alanımızı kontrol edince bizim nesiler yok olmaya başladı.

Ha bu arada arkadaşlar diyorlar ki ne olacak bu koranın hali? Dolar-Euro-altın ve diğer bilumum paraların üzerinde virüs mikrobu bulaşığı var mı? Çin’de insanlar yere saçılan paraların yüzüne bile bakmıyorlarmış. Yarasa demiş ki Çinliler dokunmayın paraya yeniden bulaşabilir. O kadar çoğaldınız ki yiyecek bir şey bulmadınız zaman bizim gibi gözü görmeyen yarasaları bile yiyorsunuz. Bir birimizi bile tanımıyoruz. Bizim mikro flora doğamız ile sizin mikro floranız farklı. Bizim etimiz sizin yiyeceğiniz etlerden değil. Ayrıca evcil de değiliz. Birbirimizin terini kokusunu bile bilmiyoruz. Sizler ile iç içe yaşayıp bir birbirimize mikrop bulaştırıp adaptasyon mekanizmalarımızı bile geliştirmedik. Beni suçlama bu senin suçun. Sen geldin beni avladın ve etimi yiyerek hastalandın. Sonrada bütün bir dünyayı hastalandırmakla kalmadın binlerce insanın ölümüne neden oldunuz. Akılı olmaz ve doğanın yasasını anlamasan daha çok insanın ölümüne neden olursunuz.

Covid-19 kafasını kaldırdı, yarasa az dur, konu olan sen değilsin. Açtı ağzını yumdu gözünü. Bak insanoğlu, doğayı tam anlamdan kontrolünün altına almaya başladın. Çok az insan doğanın yasasını kavradı, çoğu halen “işkembe kültürü” anlayışı ile midesini ve kesesini doldurmak peşinde. Ben dünyanın en küçük canlısıyım, 0.01 mikron büyüklüğündeyim. Matematiksel rakamlar ile sayılamayacak kadar çoğuz. Bilim insanlarınız çok azı bizi tanıyor. Biz de sizin gibi yaşanmaya tutunmaya çalışıyoruz. Canlı bir organizmanı hücresini kendimize mekân ediniriz, orada çoğalır ve besleniriz. Ne olursunuz panik etmeden, kızmadan beni tanıyan bilim insanlarını dinleyin. Sizin hücreniz bizim yapımızı tanımıyor. Yarasaların hücreleri ile bir birimize tanıyoruz. Çinliler yarasa eti yiyince oradan sizin hücreyle taşındık. Hücreleriniz beni içine alamamak için bütün silahları ile bana saldırmaya çalışıyor. Bende sizin gibi yaşamak için çoğalmak için var olmaya çalışıyorum. Benimle savaşan vücudunuzun dayanıklılığı zayıf olanlar savaşı karşımızda kaybediyor. Bize kızmayın. Sizi iyi belemeyen, sizi bu tür günlere hazırlamayan, evrimi ve doğanın yasasını bilmenizi engelleyenlere kızın. Doğayı, ekolojiyi, evrimi, farklılıklarımızı iyi anlayın, bakın o zaman sorun kolay aşılır. Yoksa yanlış teşhis ile daha çok birbirimize zarar veririz.

Bak Çinli, Konfüçyüs’ü tanırsın, derdi ki: “Bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Konfüçyüs’ün cevabı: “İşe önce dili düzeltmekle başlardım”. Benden söylemesi, beni anlamak ve sizin ile barışık yaşamamızı istiyorsanız gidin önce içinde yaşadığınız doğayı ve ekolojisini, canlılığın nasıl çoğalıp farklılaştığını yani evrimi öğrenin. Dilimizi karşılıklı öğrenirsen sorun çözülür, yoksa çok evlere kapanırsınız. Söylenecek söz var, benden söylemesi. Herkes işinin başına. Haydi yallah.

Köpek, kedi, tavuklar ev sahiplerinin evde dışarı çıkmadığını görünce merak etmişler camdan bakarak, iyi misiniz mi? diye sormuşlar. Korkmayın buda geçer merak etmeyin diye ev sahibesini ve diğer insanları cesaretlendirmeye çalışmışlar. Tavuk da diyormuş ki, iyi oldu, İbrahim Ortaş her gün yumurtaladığım yumurtalarımı toplayıp yediği için çoğalamıyoruz. Bu vesileyle daha çok çoğalacağız.

Solucanlar, köstebekler, karıncalar börtü böcek toprağın içinden kafalarını çıkarıp etrafı koçan eylemişler. Bu ara ortalık çok sakin, çok şükür gülütü patırtı yok. İnsanlar bir birleri ile eskisi kadar dişimiyorlar, atmosfer temiz. Fırsat bu fırsat birkaç gün rahat edelim.

Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi,Toprak ve Bitki Besleme Bölümü öğretim görevlisidir.