SALGIN, TARIM ve GIDA GÜVENCESİ

/ 21 Mayıs 2020 / / yorumsuz
SALGIN, TARIM ve GIDA GÜVENCESİ

Covid-19 salgını ile vücut direnci ve bağışıklık sisteminin önemi yeniden daha yüksek sesle dillendirilir oldu. İnsanlardan bugüne kadar karşılaşmadığı bir virüs türünün öldürücü etkisinden kurtulmak/kaçınmak için zorunlu olarak birbiri ile temas etmemeleri, izole olunması dışında başka bir çözüm olmadığı için de evde kalınması istendi.  İnsanlardan beklemedikleri bir anda evde kalmaları istendiğinde dünyanın hemen hemen her ülkesinde gıda tedariki için marketler yağmalandı. 7.8 milyar insan Maslow’un belirttiği ihtiyaçlar hiyerarşisinin tepesindeki fizyolojik gereksinimlerin (besin temini, sağlık) nasıl sağlanacağından endişe etti.

Salgın son iki ay içinde gıdasız yaşamın devam ettirilemez olduğu ve bu bağlamda dünyanın gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerinde diğer ihtiyaçların ve ilişkilerin tarım ve gıda güvencesi ekseninde biçimlendirilmesinin gerekliliğini düşündürdü.

Gıda Güvencesi, Gıda Kalitesi ve Bağışıklık

Her canlı gibi insan da gereksinim duyduğu gıda güvencesini sağlamayı amaçlar. İnsanlığın amacı avcı, toplayıcılık, tarım, sanayi ve iletişim teknolojileri devrimleri süresince peşinden koştuğu doğanın yasalarını anlamak, doğadan yararlanarak yaşamını kolaylaştırmaktır. Ürettiği en ilkel teknolojiden günümüzdeki ileri teknolojiye kadarki en önemli amacı gıda üretimini artırmak, korumak ve dağıtımını sağlıklı yapmak içindir. Aslında insanlığın birkaç bin yıllık tarihinin temelinde besin kaynağı olan alanları genişletmek ve oralarda ki zenginlikleri kendi refahı için kullanma gayreti yatıyor diyebiliriz.

Salgın ile birlikte sağlık bilimcileri, sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmenin virüsle ve başka birçok hastalıkla baş etmede etkin ve çok önemli bir mekanizma olduğunun üzerinde durdular. Beslenme ile ilgili önerileri ise, dengeli besinler içinde protein, karbonhidrat, vitamin, belirli mineraller ve antioksidanları içerecek gıdaları dengeli ve yeterli düzeyde alınması şeklinde. Gıda güvencesi yalnız yeteri kadar gıdanın ulaşılabilir olmasını gerektirmiyor aynı zamanda gıda kalitesi ve gıdaların besin elementi ve vitamin içeriğinin yeterliliğini de önemli.

Gizli Açlık Ciddi bir Sağlık ve Sosyal Sorundur

Son yıllarda insanlarda artan çinko, demir, selenyum ve iyot noksanlığı yanında vitamin A, B12 ve D noksanlıklarının birçok hastalıkla bağlantılı olduğu düşünülüyor. Genellikle yetersiz beslenmenin olduğu gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin yaklaşık 2 milyara yakın insanında görülen çinko gibi mikro elementlerin eksikliği (Godecke ve Ark., 2018) ) ile hücresel bağışıklık tepkisinde bozulma arasında yüksek ilişki olduğu düşünülüyor (Gernand ve Ark., 2016; Read et al., 2019 ). İnsan sağlığı için gerekli olan mikro elementlerin ve vitaminlerin alınmadığı durumlara gizli açlık deniyor. Gizli açlık özellikle az gelişmiş ülkelerin belki de en ciddi sağlık ve buna bağlı sosyal sorunlarının başında geliyor. Korona virüs ekseninde gizli açlık sorunu yaşayan insanımızın bağışıklık sistemini güçlendirmesi bakımından konu çok yönlü araştırmaya ve uygulamaya değer niteliktedir.

Biyofortifikasyon (doğal olarak zenginleştirme) olarak tanımlanan stratejilerde klasik bitki ıslahı (genetik)  veya gübreleme (agronomik) uygulamalarıyla besin bitkilerinin vitamin ve minerallerin içeriğinin arttırılması sağlanabiliyor. Bu süreç de doğal olarak tarlada gerçekleşiyor. Besin içeriği doğal yollarla arttırılmış olan ekmek ve diğer bitkisel kökenli gıdaların günlük tüketimiyle insanda vitamin ve mineral beslenme durumunda ölçülebilir düzeyde iyileşme sağlandığı belirtiliyor (Witkamp ve van Norre, 2018) Bitkilerin besin elementi içeriğinin doğal yollarla zenginleştirilmesi  (biyofortifikasyonu) yetersiz beslenme sorunu olan az gelişmiş ülkelerde yeterli besin elementi alamadığı için hastalanan milyonlarca insanın hayatını iyileştirmek için önemli bir tarım stratejisi olabilir (Cakmak ve Kutman, 2018).

Halk Sağlığı Ekseninde Gıda Güvencesi

Halk sağlığı ekseninde insanın bağışıklık sistemini güçlendirebilmesi, beslenmeyle ilişkilendirilen diğer hastalıklara karşı korunabilmesi için asgari beslenmesi ve bu besinleri sağlayacak kadar gelirinin olması gerekir.  İlkokuldan üniversiteye kadar gençlerin beslenmesi ve sağlığı devlet güvencesinde olmalı. İnsanın gereksinim duyduğu protein ve vitaminler doğrudan hayvansal ve bitkisel kaynaklı, yediğimiz hayvanların besini yem bitkileri ve yem bitkileri de topraktan beslenerek yetişiyor.

Gıda güvencesinin bütünlüklü bir yaklaşımla bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınması ve insanın sağlıklı-dengeli beslenme olanaklarına sahip olması ve gıdaya erişimin sağlanması gerekli. Tarımsal üretimin güvencesi ve beslenme kaynağı toprağın sürdürülebilir eksende organik karbon bütçesi ile güçlendirilmesi sağlıklı gıda için elzem. Özellikle coğrafyamızın da içinde bulunduğu verimliği düşük, pH ve kireç içeriği yüksek topraklarda bu besin elementlerinin bitkilere alınması sınırlı olduğu için bitki dokularında besin elementi noksanlığı görülüyor. Bu yetersizlik besin zinciri içinde toprak-bitki-hayvan ve insana yansıyor. Sağlıklı bir toplum için insanın gereksinim duyduğu gıdaların yeterli ve dengeli bir şekilde sağlanması besin zincirinin her halkasının birlikte ele alınmasının ve tarım ile sağlık ilişkisinin üzerinde durulmasının gerekliliğini ortaya koyuyor.

Bütünlüklü bir bakış açısıyla toplum sağlığı, gıda güvencesinin ve kalitesinin sağlanması için öncelikle Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve bilim kuruluşlarının birlikte çalışmasını gerektiriyor. Bu bağlamda gıda güvencesinin sağlanması, sağlık öncesi önlemlerin alınması için ülkenin tarım ve sağlık politikalarının amaca uygun olarak planlanması son derece önemli.

Sağlıklı Bir Toplum ve Sürdürülebilir Gıda Güvencesi İçin Ne Tür Tedbirler Alınmalı

İnsanlığın özellikle son birkaç yüz yılda doğa ve beslenme zinciri üzerindeki etkisinin sürdürülebilir yaşamı olumsuz etkilediği aşikâr. Covid-19 da çevresel ve küresel iklim değişimleri ile ilişkilendiriliyor. Özellikle canlıların yaşam alanlarının tahrip edilmesi ve artan iklim değişimleri sonucu son yıllarda salgın hastalıklar daha sık gözleniyor.

Sürdürülebilir yaşamın devamı için aşağıdaki tedbirlerin alınması Türkiye’nin gelecekteki gıda güvencesi için önemli.

1. Toplum sağlığı bir halk sağlığı sorunu olarak görülmeli. Toplumdaki bireyler tek tek hastalanıp doktora gitmeden önce, gereksinim duydukları gıdaları yeterli ve dengeli şekilde sağlayacak gelirin ve olanağın sağlandığı bir yaşam kalitesine kavuşturulmalı. Bu şekilde toplumun bağışıklığının güçlendirilmesi ve bazı metabolik hastalıkların azaltılması söz konusu olabilir.

2. Ülkenin nüfus ve tüketim verileri ekseninde üretim planlanması yapılmalı. Kamu eli ile üretim desenleri oluşturulmalı ve destekleme alımları yapılmalı.

3. Kentlerin nüfus yoğunluğunun salgının yayılmasında etkili olduğu gerçeği ile kent yoğunlaşması sınırlandırılmalı. Gençlerin yeniden köye dönüşü teşvik edilmeli ve tarımda üretici olması için birçok yönden desteklenmeli.

4. Tarım doğanın bir parçası ve yapılma şekli doğanın ekolojik koşullarına bağlı. Dolayısıyla tarımsal üretim belirli bir denge ekseninde yönetilmeli.

5. Ülkenin ihtiyacı olan et ve süt ürünleri kamu tarafından üretilmeli ve vatandaşa da soğuk hava ortamı hizmeti sağlanabilmesi için et balık kurumu yeniden organize edilmeli.

6. Başta endemik bitki ve hayvan türleri olmak üzere biyoçeşitlilik korunmalı. Gıda güvenliği ve nitelikli pek çok gıda maddesinin doğal yoldan sağlanması için tarım yeniden ekolojinin ilkelerine göre organize edilmeli.

7. Tohum ıslahı ve teknolojilerine yatırım yapılmalı ve yerel tohumlar sürdürülebilir şekilde çoğaltılmalı ve korunmalı.

8. Toprak ve su kaynaklarındaki kirlilik başta toprak ve sudaki canlıların varlığını tehdit eder duruma geldi. Toprak ve su kaynaklarının canlılığının ve üretkenliğinin korunması için acil önlemlerin alınması.

9.  Ülkemiz topraklarında eksikliği görülen mikro elementlerin neden olduğu “gizli açlık” sorununun giderilmesi için temel NPK (azot, fosfat, potasyum) gübrelerine çinko, selenyum ve iyot gibi mikro elementler de ilave edilerek zenginleştirilmeli.

9. Tarım için gerekli olan enerji, dışa bağımlılıktan kurtulmak için, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlanmalı, doğal kaynaklardan enerji üretim teknolojilerine yatırım yapılmalı

11. Toplum sağlığı doğrudan tarım ve gıda güvenliğine bağlı olduğu için Tarım ve Sağlık sorunu kamu tarafından birlikte organize edilmeli ve desteklenmeli.

12. Türkiye’nin eğitim, bilim ve araştırma politikası belirlenmeli. Tarım konusunda temel ve uygulamalı araştırmalar yapan uluslararası ölçekte nitelikli öğrenci yetiştirecek bir Tarım Üniversitesi kurulmalı veya var olan Ziraat Fakülteleri güçlendirilmeli.

Teşekkür
Yazıya katkı ve önerilerinden dolayı Prof. Dr. İsmail Çakmak hocama teşekkür ederim.

Kaynakça

Cakmak, I., Kutman, U. B. (2018): Agronomic biofortification of cereals with zinc: a review. European J. Soil Sci. 69: 172– 180.

Godecke, T.; Stein, A. J.; Qaim, M. (2018): The global burden of chronic and hidden hunger: trends and determinants. Global Food Secur. 17: 21-29.

Gernand AD, Schulze KJ, Stewart CP, West KP Jr, Christian P. (2016):  Micronutrient deficiencies in pregnancy worldwide: health effects and prevention. Nature Rev.  Endocrinol.  12: 274-289

Read SA, Obeid S, Ahlenstiel C, Ahlenstiel G. (2019): The role of zinc in antiviral immunity. Adv. Nutr. 10: 696-710

Witkamp ve van Norre, (2018). Let thy food be thy medicine….when possible.  European J. Pharmacology. 836:102-114.

Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi,Toprak ve Bitki Besleme Bölümü öğretim görevlisidir.