50 YIL SONRA YENİDEN İNSAN ÇEVRESİ KONFERANSI

/ 2 Nisan 2022 / / yorumsuz
50 YIL SONRA YENİDEN İNSAN ÇEVRESİ KONFERANSI

Stockholm Konferansı 

Çevreyi göz ardı ederek 1950’den sonra başlayan hızlı kalkınma hamlesinin çevremizi ve doğal kaynakları geri dönüşümü olmayan bir yıkıma sürüklemesiyle birlikte başlayan kaygıların ardından ilk çevre konferansı 5 – 16 Haziran 1972 tarihleri arasında, Stockholm’de gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansında (Stockholm Konferansı), sosyo-ekonomik yapıları ve gelişme düzeyleri farklı olan birçok ülke, “çevre” konusunda ilk defa bir araya geldi. Konferansın sonunda yayınlanan Stockholm Bildirgesi (İnsan ve Çevre Bildirgesi), “Çevre Hakkı”nın oluşumunda ilk adım olarak ilan edildi. Bu konferansın başlangıcı 5 Haziran tarihi Dünya Çevre Günü olarak her yıl kutlanmaktadır. Stockholm Bildirgesi, Birleşmiş Milletlerde temsilen bir araya gelen tüm insanlığın ortak mirası olan çevreyi koruyarak bir arada yaşamayı hedeflediğini gösteren önemli bir metin olması yanında, yaptırımlardan yoksun olsa da kendisinden sonraki metinlere şekil veren bir bildirge olarak tarihe geçmiştir. Stockholm Bildirgesi, 26 ilkeden oluşmakta, özgürlük, eşitlik ve yeterli yaşam koşulları sağlayan bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğu vurgulamaktadır. Hava, toprak, bitki, hayvan ve ekosistemin korunması, yaban hayatının ve habitatın korunması, deniz kirliliğinin önlenmesi, yenilenemeyen kaynakların israfının önlenmesi; ekonomik ve sosyal kalkınma gerçekleşirken çevrenin mutlaka korunması, çevre tahribatlarının önlenmesi için az gelişmiş ülkelere destek verilmesi kararlaştırılmıştır. Bildirgede, ulusal ve uluslararası çevre hukukunun geliştirilmesi ön plana çıkarılmış, çevre örgütleriyle işbirliği içinde çalışılması teşvik edilmiş, daha sonraki evrensel belgelere referans olan genel nitelikli esnek ilkeler belirlenmiştir. Konferansın ardından Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kurulmuştur.

Yeniden Stockholm Konferansı 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 24 Mayıs 2021 tarih ve 75/2801 sayılı kararı ile bu yıl Stockholm Konferansı’nın 50. yılını kutlamak için 2-3 Haziran 2022 tarihlerinde Stockholm’de yeniden “İnsan Çevresi Konferansı” düzenlenmesine karar verdi. “Stockholm+50: herkesin refahı için sağlıklı bir gezegen – sorumluluğumuz, fırsatımız” temasıyla düzenlenecek toplantının aşağıdaki liderlik diyalogları etrafında işbirlikçi ve çok paydaşlı tartışmalar düzenlenerek yapılmasına karar verildi.

Liderlik diyaloğu 1: ​​Sağlıklı bir gezegen ve refah elde etmek için acil eylem ihtiyacı üzerine düşünülmesi
Liderlik diyaloğu 2: Koronavirüs pandemisinden sürdürülebilir ve kapsayıcı bir iyileşme sağlanması (COVID-19)
Liderlik diyaloğu 3: Sürdürülebilir kalkınma için on yıllık eylem ve sürdürülebilir kalkınmanın çevresel boyutunun uygulanmasının hızlandırılması.

Bu diyalogların, güçlendirilmiş işbirliği de dahil olmak üzere her düzeyde eylem için açık ve somut öneriler sunarak uluslararası toplantıya katkıda bulunması beklenmektedir.

Birleşmiş Milletler sisteminin kuruluşları ve organları, hükümetler arası kuruluşlar, uluslararası finans kuruluşları ve diğer ilgili uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları (tüm paydaşlar yani, çevre alanında sivil toplum kuruluşları, yerel halklar, akademik kurumlar, bilim camiası, gençlik, özel sektör ve hayır kurumları) bu tartışmalara katkıda bulunmaya davet edilmektedir.

5-16 Haziran 1972’de Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı tarafından kabul edilen Stockholm Bildirgesi, kalkınma, yoksulluk ve çevre arasındaki bağlantıları tanıyan ilk belgeydi. Stockholm’den elli yıl sonra, artan çevresel zorluklar, kalkınmayı ve refahı etkileyen artan eşitsizlikle birlikte, küresel toplum bu ara bağlantıları ele almak üzere acil eylem ihtiyacı üzerinde düşünmek ve görüşmek için tekrar bir araya geliyor. İklim istikrarsızlığı, biyolojik çeşitlilik kaybı, kimyasal kirlilik, plastik atıklar, aşırı nitrojen yükü, anti-mikrobiyal direnç, azaltılmış ve değiştirilmiş ekosistem ürünleri ve hizmetleri yoluyla artan toksisite, insanlık için benzeri görülmemiş çevresel sorunlardır. Sağlığı olumsuz yönde etkileyerek, yetenekleri aşındırarak, mevcut ve gelecekteki kalkınma fırsatlarını sınırlayan bu sorunlar insan güvenliğini de tehdit etmektedir. Ekonomik faydaların, çevresel ve sosyal yüklerin ülkeler ve bölgeler arasında asimetrik olarak dağıldığı doğal kaynakların kullanımında da eşitsizlik ve dengesizlik kendini göstermektedir.

Umalım ki 50 yıl aradan sonra yeniden toplanan İnsan Çevresi Konferansı yeryüzünde meydana getirdiğimiz bu olumsuz gidişatı tersine çevirebilecek ve yeni sağlıklı bir gezegen için hayata geçirebilecek kararlara vesile olsun.

 

Doğa ve Sürdürülebilirlik Derneği kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. 1994 yılında Çevre Bakanlığında Biyolog olarak göreve başladı. Meslek kariyeri boyunca çevre yönetimi ve doğa koruma konularında hem mesleğinde hem de gönüllü olarak çok sayıda proje, yayın ve kampanya çalışmalarına katıldı. 1999-2017 yılları arasında Türkiye Tabiatını Koruma Derneğinde gönüllü olarak aktif görevlerde bulundu, 2009-2017 tarihleri arasında Genel Başkan Yardımcılığı, aynı zamanda 2010-2018 yılları arasında Tabiat ve İnsan dergisi sorumlu yazı işleri müdürlüğü yaptı. Halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Su ve Toprak Kirliliği İzleme Şube Müdürü görevine devam etmektedir.

Yorum yaz