TEKNOLOJİ CANLILARIN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR

/ 20 Şubat 2022 / / yorumsuz
TEKNOLOJİ CANLILARIN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR

Bir reklam filminde “Bu ağacı bir ardıç kuşu dikti. Ağzından düşürdüğü tohumlarla bu ağaçlar oldu. Tıpkı kuşlar gibi dronla özellikle ulaşılamayan yerlere ulaşıp tohum topu bırakıyoruz” diyerek ardıç kuşunun ve diğer kuşların ekosistemdeki rolüne dronlarla alternatif üretildiği bildiriliyor. Bu nedenle canlılara ve canlılığa duyduğum büyük saygıyla ardıç kuşunun hakkını teslim etmek isterim.

Öncelikle ardıç kuşunun ağzından düşen tohumlar değil, kıçından düşen tohumlar doğada çimlenebilir. Bunun nedeni ardıç ağacı tohumlarında birçok ağacın tohumlarında olan çimlenme engeli olmasıdır. Çimlenme engeli, doğanın en özel mekanizmalarından biridir. Bitkilerin hayatta kalma, uzaklara taşınarak genetik açılım yapabilme ve en güçlü bireylerin doğaya tutunma şansını artırma stratejilerine muhteşem bir örnektir. Bu mekanizmanın ardıç kuşumuzun katkısıyla nasıl çalıştığına bakalım. Ardıç kuşu ağacın meyvesiyle beslenir. Tohum kuşun sindirim sisteminden geçtikten sonra üzerindeki çimlenme engeli ortadan kalkar. Böylece doğru zamanda, kuşun dışkısında paketlenmiş tohum, aynı zamanda bitkinin büyümesi için toprağı besin elementlerince destekleyecek içeriklerle toprakla buluşur. Bu dışkı paketi sayesinde tohum toprakla en uygun şartlarda buluşmuş olur.

Çimlenme bir tohumun içine su almasıyla başlar. Çimlenme engeli de tohumun üzerinde içine su almasını engelleyen bir tabakanın bulunmasıdır. Eğer dronla attığımız tohum toplarında çimlenme engeli kaldırılmamış tohumlar kullanılırsa doğada çimlenme şansı yoktur. Şayet bu engeli kaldırıp tohum topu hazırlıyorsak bunu uyguladığımız yöntemlerde ise tohum su almış ve çimlenme başlamıştır. Çimlenmeyi başlattığımız tohumları ise soğuk hava depolarında muhafaza ederek uygun zamanda hemen toprakla buluşturmalıyız. Bunu yaparken dronla atacağımız tohum toplarını kurutuyorsak içindeki çimlenme başlamış tohumlar ölebilir. Dronla atılacak tohum topları hazırlamak, bunları uygun şartlarda ve en uygun yöntemlerle bir sahaya uygulamak bilimsel açıdan büyük bir çaba ve aynı zamanda maliyet demektir. Üstelik başarı oranımızın henüz tespiti de yoktur. Ama bilimsel bir gerçek vardır ki doğada ardıç kuşları bunu bedava ve başarı garantili yapabilmektedir.

Sonuç olarak, bitkiler ve onların tohumlarını taşıyan hayvanlar arasında milyonlarca yıllık evrimsel bir gelişimin başarısı vardır. Son 50 yılda insanoğlunun geliştirdiği büyük teknolojik ilerleme aslında bu dengelerin yıkılmasına neden olmuştur. Çözümü teknolojide arayıp canlılığın mekanizmalarını yok saymak ise yine insanoğlunun büyük yanılgısıdır. Covid-19 salgını bize bunu göstermiştir. Teknolojiyi doğa için iyi amaçlarla kullanmaya çalışmak güzel bir erdemdir. Ancak bu çözümler asla canlıların fonksiyonlarının alternatifi olamaz. Bu nedenle teknolojiyi biyolojik çeşitliliğimizi öğrenmeye, anlamaya yönelik bilimsel araştırmalarımız ve doğayı koruma çabalarımız için daha fazla kullanalım. Doğanın mekanizmaları konusunda yetersiz bilimsel bilgiyle üretilen fikirler amacı güzel olsa da sonuçları anlamsız hatta yıkıcı olabilir.

 

Doğa ve Sürdürülebilirlik Derneği kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. 1994 yılında Çevre Bakanlığında Biyolog olarak göreve başladı. Meslek kariyeri boyunca çevre yönetimi ve doğa koruma konularında hem mesleğinde hem de gönüllü olarak çok sayıda proje, yayın ve kampanya çalışmalarına katıldı. 1999-2017 yılları arasında Türkiye Tabiatını Koruma Derneğinde gönüllü olarak aktif görevlerde bulundu, 2009-2017 tarihleri arasında Genel Başkan Yardımcılığı, aynı zamanda 2010-2018 yılları arasında Tabiat ve İnsan dergisi sorumlu yazı işleri müdürlüğü yaptı. Halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Su ve Toprak Kirliliği İzleme Şube Müdürü görevine devam etmektedir.

Yorum yaz