5 Haziran DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: EKOSİSTEMLERİ RESTORE ETME ZAMANI

/ 4 Haziran 2021 / / yorumsuz
5 Haziran DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: EKOSİSTEMLERİ RESTORE ETME ZAMANI

Bu yıl 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün teması ekosistemlerin restore edilmesi gerektiğini savunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) 2030 Sürdürülebilir Kalkınma hedeflerinin başarılması için kalan 10 yılımızı ekosistemleri restore etmeye harcamalıyız. 1972’de BM Genel Kurulu 5 Haziran’ı Dünya Çevre Günü olarak belirledi. İlk kutlama, 1974 yılında “Sadece Bir Dünya” sloganı ile gerçekleşti. Sonraki yıllarda, Dünya Çevre Günü; hava kirliliği, plastik kirliliği, yasadışı yaban hayatı ticareti, tüketim, deniz seviyesinde artış, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik gibi çevremizin karşı karşıya olduğu sorunlar hakkında birçok tema ve sloganla farkındalık yaratmak için bir platform olarak çalışmalarını geliştirdi.

Ekosistem restorasyonu, bozulmuş veya yok edilmiş ekosistemlerin geri kazanılmasına yardımcı olmanın yanı sıra halen sağlam olan ekosistemleri de korumak anlamına gelir. Zengin biyolojik çeşitliliğe sahip sağlıklı ekosistemler, daha verimli topraklar, daha fazla ürün verimi ve daha büyük sera gazı depoları gibi çok büyük faydalar sağlar.

Ekosistemlerini restore eden bir nesil geleceğin sağlıklı ve herkes için adil bir büyümeyi başaracak nesildir. Restorasyon pek çok şekilde gerçekleşebilir. Bütünüyle doğanın iyileşebilmesi için baskıları azaltmak, doğayla barışık çözümler üretmek bu restorasyonun parçaları olabilir. Bir ekosistemi orijinal durumuna geri döndürmek her zaman mümkün veya arzu edilen bir durum olmayabilir. Örneğin bir zamanlar orman olan bir arazi artık başka amaçlar için kullanılıyor ve tekrar orman olması mümkün olmayabilir. Fakat bu son 10 yılımızda sağlıklı ekosistemlere sahip çıkmak ve bozulanları onarmak bizi gelecekte iklim krizi karşısındaki büyük sorunların etkisinden kurtaracak ve gelecek nesillerin adaptasyon gücünü artıracaktır.

Bugünden başlayarak dünyada 2030 yılına kadar, 350 milyon hektarlık bozulmuş karasal ve su ekosistemlerinin restorasyonunun ve ekosistem hizmetlerindeki iyileşmenin 9 trilyon dolar kazanç getireceği hesaplanmaktadır. Ayrıca böyle bir restorasyonun atmosferden 13 ila 26 milyar ton sera gazını kaldırabileceği belirtilmektedir. Bu tür müdahalelerin ekonomik faydaları yatırım maliyetinin dokuz katını aşarken, eylemsizlik, ekosistem restorasyonundan en az üç kat daha maliyetlidir. Ormanlar, tarım alanları, şehirler, sulak alanlar ve denizler dahil olmak üzere her türlü ekosistem restore edilebilir. Bu restorasyon için büyük maliyetler gerekmeyebilir. Sadece çözümü doğaya biraz şans vererek de bulabiliriz.

Dünyamız ve ülkemiz artık ekosistemlerin yıkımının durdurulması ve onarılması gerektiği konusunda çığlık çığlığa bağırıyor. Bizler bu çığlığı duyacak ve onaracak neslin temsilcileri olmak zorundayız. Birleşmiş Milletler tarafından 2030 yılına yeni bir vizyon olarak belirlenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefine ulaşmamız için ekosistemleri restore edecek son 10 yılımız olduğunu unutmayalım.

Ekosistemler, adından da anlaşılacağı gibi sistemdir.

Ekosistemler mikroskopla görebileceğimiz kadar küçük canlılardan balinalar, filler gibi büyük organizmalara ve son olarak insana kadar bütün canlı organizmaların biyolojik, kimyasal ve jeolojik bir döngünün içinde yer aldığı sistemlerdir. Sulak alanlar, denizler, okyanuslar, ormanlar, bozkırlar, bataklıklar, turbalıklar, kutuplar ve dağlar her biri kendine özgü canlıları ve birbirine bağlı döngüleriyle aralarında milyonlarca yılda evrimleşen dengeleriyle yeryüzünü insanın da içinde yaşayabildiği bir gezegen haline getirirler.

Ekosistemler de evimizdeki elektrik süpürgemiz gibi sistemdir. Parçaları vardır. Enerji alır ve çalışır. Süpürgenizi fişe takarsınız, elektik alır ve çalışır. Ekosistemler de enerjisini güneşten alır. Sistem ile ekosistem arasında tek bir fark vardır. Sistemin içinden bir, iki parça çıkarsa veya bozulursa sistem çalışmaz. Evinizdeki elektrik süpürgenizi düşünün. En fazla birkaç parçası eksilir veya bozulursa süpürgeniz çalışmaz ve onu tamire götürmeniz gerekir. Tamirci ise sisteminize yeni parça takar, onarır veya değiştirir. Artık sorun çözülmüştür. Gelelim ekosistemlere. Onların içinden parçalar çıkmaya, bozulmaya devam etse de çalışmaya devam ederler. Şimdi şöyle hayal edin elektrik süpürgenizin bir ekosistem olduğunu düşünelim. Hatalı olmasına rağmen sürekli çalışıyor, aileniz ve çocuklarınız için sağlıklı temiz bir ev hayal ediyorsunuz, parçaları eksik veya bozuk süpürgeniz çalışmaya devam ediyor ve size sağlık vereceğine arkasından zararlı maddeler ve mikrop atmaya devam ediyor. Siz farkına varana kadar elektrik süpürgeniz sizi yok etme noktasına kadar gelmiş bile.

İşte bugün içindeki biyolojik çeşitliliğin parçalarını yok ettiğimiz veya bozduğumuz ekosistemler çalışmaya devam ediyor, biz sağlık ve refah beklerken bize Covid-19 salgını, Marmara Denizi’mizdeki müsilaj, ormanlardaki böcek istilaları, sağlıksız gıda, kuraklık, seller gibi afetler ile cevap veriyor.

Doğa bizim evimizin arka bahçesi değildir.

Doğaya canımızın istediği gibi müdahale edemeyiz. Her müdahalemiz ekosistemden onu dengede ve sağlıklı tutan parçaları yok etmek veya bozmak anlamına gelir. Öncelikle böyle bir bilinçte olmakla işe başlamak gerekmektedir. Bu nedenle yaşam destek sistemimizi oluşturan yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip doğal alanları büyük oranda korumaya almak, insan etkisi ve müdahalesini en aza indirmek zorundayız. Bozulmuş ekosistemleri onarmak için ise bilimsel çalışmaların ışığında restorasyon planları yapmak ve hayata geçirmek gerekmektedir. Bozulan ekosistemleri onarmak için bazen sadece insan faaliyetlerinin yarattığı baskıları azaltmak yeterli olacağı gibi bazen de çok uzun yıllar sürecek çalışmalar gerekebilir. Bu süreçlerin hiçbirinde bir daha bütünüyle ekosistemi eski haline dönüştüremeyeceğimiz de açıktır. Sadece doğanın kendini yenileme başarısına ve adaptasyon gücüne güvenebiliriz. Artık doğayla barışmayı ve onunla birlikte, içindeki bütün yaşam formlarına saygı göstererek yaşamayı öğrenmek zorundayız.

 

 

Doğa ve Sürdürülebilirlik Derneği kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. 1994 yılında Çevre Bakanlığında Biyolog olarak göreve başladı. Meslek kariyeri boyunca çevre yönetimi ve doğa koruma konularında hem mesleğinde hem de gönüllü olarak çok sayıda proje, yayın ve kampanya çalışmalarına katıldı. 1999-2017 yılları arasında Türkiye Tabiatını Koruma Derneğinde gönüllü olarak aktif görevlerde bulundu, 2009-2017 tarihleri arasında Genel Başkan Yardımcılığı, aynı zamanda 2010-2018 yılları arasında Tabiat ve İnsan dergisi sorumlu yazı işleri müdürlüğü yaptı. Halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Su ve Toprak Kirliliği İzleme Şube Müdürü görevine devam etmektedir.