DOĞADA AYAK İZLERİNİZİ VE STRESİNİZİ BIRAKIN

/ 20 Aralık 2020 / / yorumsuz
DOĞADA AYAK İZLERİNİZİ VE STRESİNİZİ BIRAKIN

Covid-19 salgını doğada yapılan aktiviteleri arttırdı. Bunların arasında yer alan trekking, hiking ve backpacking gibi isimlerle tanımlanan doğa yürüyüşleri her şeyden önce şehrin boğucu atmosferinden uzaklaşarak temiz hava almak, spor yapmak ve sağlığımızı korumak amacıyla yapılmaktadır. Bu yürüyüşler esnasında doğanın dinginliği ve saflığı keşfedilmekte, bu duyguların vermiş olduğu ruhsal rahatlık kendimizi tanımamıza yardımcı olmakta, irade, özgüven ve dayanıklılığımızı güçlendirmektedir. Literatür doğa yürüyüşlerinin gerek ruh gerekse beden sağlığı açısından önemini ortaya koyan araştırmalarla doludur. Bu nedenle de, doğa yürüyüşleri günümüz dünyasının en popüler etkinliklerinden birisi haline gelmiş, bu amaçla birçok grup ve kulüpler oluşturulmuştur. Ülkemizde de doğa yürüyüşleri amacıyla oluşturulmuş birçok grup bulunmaktadır. Ancak, bazı grupların düzenlemiş oldukları doğa yürüyüşlerinin doğayı tahrip eden aktivitelere dönüştüğünü gerek sosyal medya üzerinden paylaşılan resim ve videolardan gerekse uzmanların çeşitli alanlarda yapmış oldukları arazi çalışmalarının sonuçlarından maalesef üzülerek görmekteyiz. Ülkemizin doğasını tanımak, bakir alanlarını keşfetmek amacıyla yapılan doğa yürüyüşü veya tırmanışlarda doğaya zarar vermemek en önemli şiarımız olmalı, aşağıda belirtilen hususlara kesinlikle riayet edilmelidir.

  • Ülkemizin bir çok yerinde doğa yürüyüşü yapılan alanlar eğimli ve erozyona açık arazilerden oluşmaktadır. Yürüyüşlerde eğimi azaltmak, zorlanmamak ve en önemlisi de toprak erozyonuna neden olmamak için iniş ve çıkışlar “S” çizerek yapılmalıdır
  • Yüksek sesle dinlenen müzik yaban hayvanlarını kesinlikle rahatsız etmekte, yavru veya yumurtalarını terk etmelerine neden olmaktadır. Hedeflenen sahaya veya zirveye ulaşıldığında yapılan kutlamalar, sessizce yapılan kutlamalar şeklinde olmalı, taverna veya diskolarda olduğu gibi gürültülü bir eğlence şeklinde kesinlikle doğayı rahatsız eden aktivitelere dönüşmemelidir. Şehrin gürültülü alışkanlıkları doğaya taşınmamalıdır.
  • Başta plastikler olmak üzere doğada bırakılan atıklar uzun yıllar doğada kalmakta, içerisinde besin artıkları bulunan plastik torbalar yaban hayvanları tarafından tüketilebilmektedir. Doğada ölü olarak bulunan yaban domuzlarının midelerinde bol miktarda plastik torba ve atıklara rastlanmıştır. Doğada bırakılan pet veya cam şişelerin orman yangınlarına neden olduğu da bilinmektedir. Bu nedenle, yürüyüş esnasında çevrenin kirlenmemesine önem verilmeli ve yürüyüşte ortaya çıkan bütün atıklar geri getirilerek yerleşim birimlerindeki çöplere atılmalı, doğada hiçbir şekilde çöp bırakılmamalıdır. Doğada sadece ayak izlerimiz ve stresimiz bırakılmalıdır.
  • İnsanlarda görülen birçok hastalık ve parazit maalesef yaban hayvanlarına da bulaşabilmekte ve telafisi mümkün olmayan tahribatlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, tuvalet ihtiyaçları doğal su kaynaklarından olabildiğince uzak alanlarda giderilmeli ve yaban hayatına zarar vermeyecek şekilde bertaraf edilmelidir. Bu kapsamda, doğa yürüyüşleri, çocuk ve gençlik kampları gibi birçok uluslararası doğa etkinliklerine ev sahipliği yapan Kanada’da yayınlanan bir eserin görselini paylaşmak istiyorum. Dünyada en çok satan kitaplar listesine girmeyi başaran “ORMANDA NASIL TUVALET İHTİYACI GİDERİLİR” şeklinde kibarca dilimize çevirdiğimiz bu kitabı doğaya verilen önemi vurgulaması bakımından önemsemeliyiz.
  • Yiyecek ihtiyaçlarımız sandviç veya börek gibi soğuk olarak tüketilen ve ateş yakmayı gerektirmeyecek gıdalarla giderilme, kesinlikle doğada ateş yakılmamalıdır.
  • Son olarak, doğa yürüyüşleri düzenleyen rehberler Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün bu hususta çıkarmış olduğu yasal düzenlemelere aşina olmalı, kısıtlamalardan haberdar olmalı, fotoğraf ve film çekimleriyle ilgili gerekli izinleri almalıdır.

 

Doğa ve Sürdürülebilirlik Derneği kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. 1994 yılında Çevre Bakanlığında Biyolog olarak göreve başladı. Meslek kariyeri boyunca çevre yönetimi ve doğa koruma konularında hem mesleğinde hem de gönüllü olarak çok sayıda proje, yayın ve kampanya çalışmalarına katıldı. 1999-2017 yılları arasında Türkiye Tabiatını Koruma Derneğinde gönüllü olarak aktif görevlerde bulundu, 2009-2017 tarihleri arasında Genel Başkan Yardımcılığı, aynı zamanda 2010-2018 yılları arasında Tabiat ve İnsan dergisi sorumlu yazı işleri müdürlüğü yaptı. Halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Su ve Toprak Kirliliği İzleme Şube Müdürü görevine devam etmektedir.