YERÜSTÜ SULARI TÜKENİRSE YERALTI SULARI DA TÜKENİR

/ 22 Mart 2021 / / yorumsuz
YERÜSTÜ SULARI TÜKENİRSE YERALTI SULARI DA TÜKENİR

“Su kaynaklarımızın giderek azalması, endişe verici bir boyutta”

Ülkemizde 24 Eğirdir Gölü veya 3 Van Gölü ya da Marmara Denizi kadar doğal göl ve sulak alanlardaki su kütlesi kurudu, kurutuldu! Yeraltı sularında da durum farksız. 30 yılından bu yana her yıl 22 Mart günü, Dünya Su Günü olarak kutlanıyor. Ülkemizde son 60 yılda 60’dan fazla, adeta Marmara Denizi büyüklüğündeki su yüzey kütlesi ve sulak alan kurudu veya kurutuldu… Üç tarafımız deniz sularıyla, içimiz 300’den fazla doğal gölle kaplı iken, ülkemiz aynı enlem dairesinde içilebilir ve kullanılabilir su kaynaklarının hızla yok olan ülkelerin başında gelmektedir.

Dünyadaki hayat yüzey sularına olduğu kadar yer altı suyuna da bağlıdır. Kara üzerine düşen yağışın bir kısmı yer altı suyuna sızarak, yeraltı suyunun bir parçası olur. Bu suyun bir kısmı kara yüzeyine yakın hareket eder ve dere yataklarına boşalarak çok çabuk ortaya çıkar, ancak yer çekimi yüzünden bu suyun büyük bir kısmı yer altına doğru daha derinlere inmeye devam eder.

DSİ Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de kullanılabilir yer üstü ve yer altı su potansiyeli yıllık toplam 112 milyar metreküptür. Bu su potansiyelinin 57 milyar metreküpün; 44 milyar metreküpü tarım sektöründe, 13 milyar metreküpünün de içme ve kullanma suyu olarak yararlanıldığı bildirilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre tarımda kullandığımızın suyun 20 milyar metre küpünün de israf edildiği düşünülürse bilinçli sulamanın ve su iletiminin yapılmasının düzenlenmesi gerekmektedir..

Türkiye’de yer altı sularının kullanımında mevcut 18 milyar metreküplük yeraltı suyu işletme rezervi bulunurken, bunun 16,62 milyar metreküpü tahsis edilmiş durumda bulunmaktadır. Bu tahsisin 11,21 milyar metreküplük kısmı tarımsal sulama (bireysel sulamalar, kamu ve kooperatifler), 1,49 milyar metreküplük kısmı sanayi suyu, 3,92 milyar metreküplük kısmı içme ve kullanma suyu olarak ayrıldığı bildirilmektedir. Ülkemizde yer altı suyunun kullanımında mevcut yer altı suyunun neredeyse %75’i tahsis edilmiştir. Bunun da yaklaşık %70’lik kısmı tarımsal sulama suyu olarak kullanılması ve kuraklık nedeniyle de yeraltı sularımız kuruma ve tuzlanma tehdidi altında olup, bilhassa İç Anadolu bölgelerinde tehlikeler oluşturan obrukların giderek artmasının nedeni yer altı sularının seviyelerinin çok azalmasından kaynaklanmaktadır. Yeraltı sularının karşı karşıya kalmış olduğu en büyük iki tehlike kirlenme ve aşırı pompajdır. Aşırı pompaj yapılmadığı durumlarda süzülme ile kısmen temiz su sağlanacak olan kuyu, aşırı pompaj sonucunda, kirlenme daha çabuk ve daha geniş bir alana yayılacaktır. Yerüstü sularınızı tüketirseniz, ambarda su kalmaz. Yeraltı suları doğanın yastığıdır… Direğidir! Ambar tükenince, Konya’daki obrukları birçok alanda yaşamak söz konusudur. Bu da doğanın değil insanın “deprem felaketidir!”

NASA Uyarıyor

NASA’nın raporunda; Türkiye’nin büyük bir bölümünde yer altı suları ortalama seviyenin altında olduğu bildirilmektedir. Gravity Recovery and Climate Experiment Follow On (GRACE-FO) uydularıyla 11 Ocak 2021 itibarıyla Türkiye’deki yer altı sularının durumunun hesaplandığı haritaya göre; karedeki mavi kısımlar, normalden fazla su olan bölgeleri, kırmızı ve turuncu renkteki kısımlar ise normalden az su olan bölgeleri gösteriyor.2020 yılında yaşanan kuraklığın çok daha ciddi boyutlarda olması 2021 yılında ülkemizde yer altı su miktarlarının çok daha ciddi boyutlarda olduğu bilinmektedir.

Aşırı su alımları tuzlanmayı ve ürün kaybını artırmaktadır

Su yetersizken veya sulama ücretleri fazla olduğu zaman tarımda çalışan kesim, yeraltı suyu sulamalarından faydalanma yoluna gitmekte ve talep etmektedir. Yer altı sularının azalması, Türkiye’yi çevreleyen birçok kıyı ovasında yeraltı su kaynakları ya tamamen tuzlanmış ya da tuzlanmaya başlamıştır. Bunun ana nedeni derine yakın akiferlerden çeşitli amaçlarla aşırı yeraltı suyu çekilmesidir. Çünkü hidrolik eğim küçük olduğundan aşırı çekim gibi doğal sistemi bozan bir dış etkenin, deniz suyu girişini kolayca başlatmakta olduğu birçok bilimsel çalışmalarla belirlenmiştir.

Yer altı sularının sondaj, pompaj gibi yöntemlerle hesapsız ve bilim dışı açılması ve kullanılması sonucunda fizik kurallarına göre azalan tatlısu içeren yeraltı sularının tuzlanması da kaçınılmazdır. Öncelikle bu ilkelerin bilinmesi gerekmektedir. Ülkemizde, ruhsatlı ve ruhsatsız ne kadar kuyu vardır? Yağışların giderek azaldığı son yıllarda, yağışlardan beslenemeyen yer altı sularında, çekilen su miktarı beslenmeden fazla olduğunda yer altı suyunun bitmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.

Su sıkıntısı çekilmesinin sebepleri nelerdir? 

Türkiye, sanılanın aksine su zengini bir ülke değil, hatta tam tersine önceki yıllarda kişi başına düşen su miktarı 1800 ton fazla iken, günümüzde 1000 tona kadar düşmüş su miktarı ile “su sıkıntısı çeken” bir ülke konumunda durumdadır. Su tüketiminde tarımda aşırı su kullanımını görmezden gelip , diş fırçalarken, banyo, mutfak su tüketiminin baş sorumlu olmasını öne çıkararak suyumuzu koruyamayız…Elbette evlerde su tasarruflu kullanılmalı, ben insanlarımızın bunu çoğunlukla yerine getirdiğine inanmaktayım. Tarımsal sulamada boşa harcanan suyun yıllık miktarı ülkemizde tüm insanların içme ve kullanma suyunun iki katından fazla olduğu bildirilmektedir. Tarımdaki aşırı su kullanımıyla, bereketli topraklarımızı giderek kaybetmemize, tarımda daha çok gübre ve tarım zehiri kullanmamıza ve daha da fazla su tüketmemize neden olmaktadır. Bunun sonucu yaşadığımız günlerde farklı şekillerde olumsuzlukları yaşatmaktadır.

Su ayak izi giderek artmaktadır

Su doğanın bir armağanıdır. Su güvenliği ise toplum sağlığının bir parçasıdır. Herkesin temel ihtiyaçlarına yetecek miktar ve kalitede suya erişiminin temel bir insan hakkıdır İnsanların, suyu bilinçsiz tükettiklerinde ve kirlettiklerinde bu kirliliğin ve kıtlığın tekrar kendilerine döneceğinin bilincinde olması gerekir. Suyun özensiz, plansız, verimsiz ve aşırı kullanılması, su kirlenmesi ve su kaçakları en büyük sorundur. Günümüzde tüketim çılgınlığı arttıkça su kaynaklarımızı da bilinçsiz kullanmaya başladık, öncelikle bunun önüne geçmeliyiz. Geçtiğimiz yıllardaki yapılan çalışmalarda; dünya insan nüfusu 3 kat artmasına karşın tüketilen su miktarı 7 kat artış göstermiş olduğu belirlenmiştir. Suya olan talep giderek artarken, tarımsal sulamanın kontrolsüz olması, enerji-gıda- tüketim çılgınlığı ve insanların su tüketim alışkanlıkları, su yönetimindeki uygulamaları göz ardı edilmemelidir. Suyun tüketiminde ve bir ürünün üretimi aşamasındaki tarım ve sanayi gibi üretim aşamasında suyun akılcı ve verimli kullanılması gerekmektedir. Çünkü suyun doğrudan kullanımının yanında dolaylı kullanımında da fazla su tüketmekteyiz. Suyun tüketim miktarını göstergesi olan “su ayak izi” dediğimiz bir malın veya hizmetin üretimi için kullanılan su kaynaklarının toplam miktarı akla gelmektedir. Ürün miktarına göre dolaylı yoldan harcadığımız su miktarı ise susuz kalmamız için, bizlerin iğneden ipliğe kadar her şeyi tüketmekte çok tutumlu olmamız gerektiğini göstermektedir.

ÜRÜN MİKTARI HARCADIĞI SU (LİTRE)
Biftek 1 kg 15500
Hamburger 150 gr biftek 2325
Çay 1 fincan,3 gr çay 28
Pirinç 1 kg 3400
Pilav 1 porsiyon 100
Soya 1 kg 1800
Şeker 1 kg (şeker kamışından) 1500
Küp şeker 1 adet 7,5
Tişört 250 gr pamuk 2700
Kot pantolon 1 kg pamuk 10800
Ayakkabı 1 kg deri 16600
Kağıt 1 adet A4 10

 

Bilimsel çalışma sonuçlarından elde edilen değerler ve su rezervleri göz ardı edilerek planlanması sonucunda, sularının yakın zamanda tükeneceği unutulmamalıdır. Orta Asya’dan göçlerin, 68.000 km² yüzölçümüyle (yaklaşık 20 adet Van Gölü büyüklüğündeki) Asya’nın ikinci, dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral Gölü’nün kurumasının nedeninin da gölden aşırı oranda su çekilmesi ve vahşi sulama olduğu göz ardı edilmemelidir.

Kısacası su yaşamın olmazsa olmazıdır. 22 Mart Dünya Su Gününde bu günlere gelişin en önemli nedeni ne yazık ki bizler suyu hiç bitmeyecek kaynak gibi gördük yaşadık ve ucuz olan her şeye değer biçerken “sudan ucuz” dedik.  Artık ülkemizde ve dünyada su bile sudan ucuz değildir.

Süleyman Demirel Üniversitesi, Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi ve Su Enstitüsü kurucusu, sulak alanlar ve sulak alanların korunması üzerine çok sayıda çalışması bulunan Limnolog Dr. Erol Kesici, derneğimiz üyesi ve bilim danışmanıdır.